31 Aralık 2015 Perşembe

postalji

yasal sayılar üç


işlek caddeler dişlek kızlar
umarsız sonsuzlar dizili
bir-iki-üç bilye, bir ye
iki durdum da ne oldu ya rabbim,
ya şükür ve şükran
iki gece votkaya üst üste gitme
iki gece karılara tanışıklık haram
götüremezsin harem, yozsun
bozsun, kozsun, yoksunsun
sıralı sonsuz bilyelerden
bir-iki-üç düğme hardal rengi
gömleğin üzerine yakıştığıdır
nizam ve ahmet kaya.
ya rabbim bir-iki-üç besmele
içinde yoksunluğun düzsüzlüğün
yüksüklüğü terzilere
bu gömlek kendi başına var olmadı ya

cennette de dünya, cehennem de dünya

kırkıkırıkkürktilki


Sezarla Prolog


Türk, türküm, türküz.
Çük, çüküm, çükümüz.
o kadar da büyük değil belki
zencide yarak varsa bizde de yürek var zira
ben bu hayatta bir allahtan bir de osururken

sıçmaktan korkarım Hulusi.

12 Aralık 2015 Cumartesi

buse benim adım

böyle yaşamak olmaz olsun abla;
kadere de isyanım var.


durduk yere dağlandı
belirgindi gözleri aydınlıkta
kuşkuya yer bırakmaksızın dik
altmışsekiz derece yetmişiki saniye
kaldırdı kuğuydu boynu gri gözleri
dağları devirdi zamansızın
bir deveyi.

kuşku, şüphesiz ki 
en kararlı hissiyattır
insan bedeninde.

kuşkusuz Dekart da ağlardı
yalnız gecelerinde.
  


8 Aralık 2015 Salı

ölüp bakınca arkana

şimdisi daha bir şey bazen


tokat attım, suskunluktu.
kadına şiddetin cinsel evrimi ve
tek taraflı devinimi kusturmaya yetmez sivilcelenmiş sırtımın derisini.
öbek öbek yağ boşandı ellerine her fiskesinde, tadı kekremsiydi.

ateş yaktım, suskunluktu.
insansı toplandı gecenin köründe ki
ağaçlar vardı dillerinde, 
korkuttu hayatımın felsefik çözünmeleri
istemsiz gülüşlerinde.

göbeğin vardı, eridi, gitti.
sevgilim vardı, belki gitti çekti
belki çekti gitti.

ben ona vurdum.
ellerimle değil belki ama vurdum.
o da bana vurdu, sorunumuz toplumsuzluktu.
ağladık geceleyin


ellerine ağladım onun, suskunluktu.

hep değildi

tepsi kesti eski sesleri


karşılıklı bir saygıyla geçtim bir uğursuz kara kedinin yanından
pantolonunu aldım annemin arabasından
ellerim kanlıydı dün akşamdan 
elleri hala kanlıydı yatmadan
dünya yuvarlaktı dönmeden
gözleri maviydi sönmeden
ben yaşıyordum siz yoktunuz siz ölüydünüz ya da siz doğmamıştınız ya da siz yarı-diri
ya da.
fani alem üç kuruşluk bir bebek beziydi
ben sevişmiştim
annem mutluydu


hayat tuhaf.

yalınız

içeri zürafa sokak mı?


kuranın yanında yaşlılar da yanar
gölün altında bir musluk gıcır gıcır 
akıtır durur suları
sessiz kalan bir takım hayvanlar
geceleyin köylüleri korkutur
unutmayın insancıklar; 
alfred hiçkok bir orospu çocuğudur.

kötüler kültürün başaşağı paralananları
kotumun damarlarına tutunur fansızın
kazara üflediğim kondomdan balonları

o bakire hanım benimle değildi
gel gör ki hiç olmadı

ya rak!

çok yalnızım

acilen sevişmem lazım